İzmir Karagöl Kampı

Biraz geç kaldım gene yazmakta ama sonunda yazdım :) Hemen konuya girelim.

Bir gün kararlaştırdık bu sefer İzmir’e gidelim diye sözleştik Murat’la. Böyle diyorum çünkü ikimizde ayrı yerlerde ayrı işlerde olduğumuz için ancak izinlerimizde bir araya gelebiliyoruz. Bundan mütevellit buluşmadan önce plan yapıyoruz. Elimizden geldiğince plana sadık kalmaya çalışıyoruz.
Güzel bir kafayla yola çıktık efenim. Şöyle bir planımız vardı aslında: saat gece yarısına doğru yola çıkarsak İzmir’e sabaha karşı varmış oluruz ve tüm gün gezer tozarız diye düşündük. İzmir’e vardığımızda ne saçma bir plan olduğunu anladık. Çünkü alsancak diye bir yer var ve hayat hiç bitmiyor orada. Çok güzel ya. Yolda gene ufak bir badire atlattık. Neyse orasını anlatmayayım saklı kalsın. 
İzmir’e vardığımız gün sabahı ne yaptık? İzmir’in meşhur boyoz ve gevreği ile güzel bir kahvaltı yaptık. Boyoz güzelmiş bu arada. Sonrasında başladık eskileri yad etmeye. Tabi benim bir İzmir geçmişim olmadığı için Murat’ın yaşadığı yerler, eski arkadaşları falan hepsini olmasa da bir kısmını yad etmeye çalıştık.  Güzel yerler gezdik isimlerini şimdi hatırlayamasamda. 

Akşama Mertle buluştuk. Mert rahat adam. Eğlenceli adam. Güldük eğlendik takıldık.  Bunlara burada değinmeyeceğim akşam bayağı eğlenmişiz  üff diyorum. Arkadaşı da vardı fotoğrafçı. Her neyse  
Sonra plana sadık kalarak kamp maceramız için yola koyulalım dedik. Malum İzmir güzel, heyecanlı insanın gidesi hiç gelmiyor. Ama işte kahrolası sitem.. Şaka bir yana yazdık navigasyona rotayı koyulduk yola. Tabi biz ihtiyaçlar konusunda plansız davrandığımız için rotadan sapmak zorunda kaldık. İhtiyaçlarımızı giderdikten sonra alternatif rotaya devam ettik. Ne de olsa her yer karagöldü bizim için. Efendim öyle değilmiş işte o. Aman allahım keşke geri döneydik te ilk rotadan gideydik. Trafiğe gireydikte o yola girmeseydik.  Neredeyse İzmir’den çıkıp Manisa’ya geçtik herhalde. Karagölün üzerinde bulunduğu dağın çevresini dolaştık arkasından tırmandık resmen. Şu resim çektiğimiz çilenin kanıtı. 
Bir arabaya bak bir yola bak. Bu arabayla bu yolda ne işiniz var demezlermi adama. Dediler. Yolda kaybolduk bir ara motosikletli bir amca geçti tek o vardı 2 saat boyunca cebelleştiğimiz yolda. Ona sormuştur yolu. Allahtan tarif etti de daha kısalttık sanki yolu biraz. Yolda güzel manzaralarla karşılaştık. İşte o zamanlar moral ve motivasyonumuz yerine geliyordu ve değer be diyorduk. Sonra geçiyordu ama. Ulan yol hep bozuluyordu.


Uzun uğraşlar ve çabalar sonucunda hedefe ulaştık. Neyse Allahtan mekan güzeldi de çektiğimiz çileye değdi. Gittiğimizde biraz sağa sola bakındıktan sonra kamp yerini belirledik ve yayılmaya başladık. Bizim meşhur huyumuz yayılmaya başladık mı sınırlarımızı geniş tutarız. Bayağı bir dağıttıktan sonra topladık  
Sonra genç bir kardeşimiz geldi. Elemanın bir tarzı var. Turuncu bir eski kasa şahini, komando bıçağı falan iyi yani. Küçücük şirin bir çadırı vardı. Nasıl girdi o çadıra anlamadık.  Biz bayağı eğlendik hamakta sallanmalar falan, etrafta bizi çaktırmadan takip eden gözler falan neşeliydik anlayacağınız. Biz zamanın yarısından fazlasını yolda tükettiğimiz için hava erken karardı.  Güzelce bir akşam yemeği hazırlayalım dedik.  Evden getirdiğim bazlamaları ısıttık, yanında da köfte oh mis  Yemeğimizi yedik keyif yapacağız yağmur atıştırmaya başladı. Beklemiyorduk ama mevsim normallerine göre normal bir durumdu. Yağmurluklarımızı falan giydik ama rüzgazda artınca pek oturmalık keyif kalmadı. Zaten günün yorgunluğu da var geçtik çadırlarımıza. Yağmur sabaha kadar devam etti. Sabaha kadar rüzgardan dolayı defalarca uyandık. Çadırlarımızı kazıklarla sabitlemiştik fakat yüksek olduğu için poller sürekli bükülüp durdu. Yani çadırın bir kısmı çöktü durdu. Bir ara elimi pole destek olarak koyup uyuduğumu hatırlıyorum. Ama hiç rahatsızlık duymadım. Aksine sabah dinç uyandım.  Sabah kalktım bu canavar karşıladı beni. Beraber kamp alanını gezdik. O kadar alışık ki hiç yadırgamıyor geldiği gibi sırnaşmaya başlıyor. Sabah sporumda bana eşlik etti.  Ufak gezimizi sonlandırdığımızda Murat da uyanmıştı. Kahvaltı için ateş falan yaktık çay falan derken yaptık kahvaltımızı. Akşam o fırtınada yandaki arkadaşın çadırı ters dönmüştü. Sonra su almış çadır. Bizim gencoda arabasında uyumak zorunda kalmış.  Tasvip etmesek de o da geceyi bir şekilde atlatmış.  




Her güzel şey gibi bu maceramızda tatlı bir anı olarak yerini aldı.  Bu da böyle bir anımızdı…
Görüşmek üzere, hoşçakalın. 

Yorumlar