Çukurca Köyü: Eşkiyalıktan yerleşik hayata..


Her fotoğrafın bir hikayesi vardır bizde. Bu anıda diğerlerinden ayırt edilmeyecek derecede güzeldi. Bir yol iki adam o zamanlar yeni tanışıyor. Tanışıyor ama tanıştıklarında frekansı yakalamışlardı zaten. Bu günlerin geleceği o günlerden belliydi.(nasıl oluyorsa..)
Sandıklının çukurca isminde bir köyü var ve dağların arasında kaldığı için telefon çekmiyor. Hoş Türkcell bile tepelerde çekiyor o derece. Bizim görevimiz oraya evrensel sistem diye adlandırılan gsm sistemini montelemek. Onun için orayı keşfetmiş bulunuyoruz. Keşif diyorum çünkü normal şartlarda oraya yolunuz düşmez. Öyle ıssız bir yer. Kahvede otururken yerlilerden bir amcaya sorduğumuzda;

- bana kalırsa zamanın berinde bir eşkıya saklanmış buraya. Sonra burada yaşamaya başlamış ve yerleşmiş. Bu benim fikrim ama! 

Mahvolduk gülmekten. Ama çaktırmıyoruz. Ambiyans bozulmasın. Çünkü öyle bir hava var ki kahveyi işleten köyün muhtarı. Koltuk da çay ocağının yanında. Çayı oturduğu yerden koyup uzatıveriyor. Çay altlığına da gerek yok diyor. Çok samimi bir ortam. Cuma günü 5 kişi falandık bizle beraber. Sevimli bir köy ama. Rakım yükseklerde olduğu için evlerin çatılarını sivri ve yüksek yapmışlar. Haklılar kar yağdığında birikmemeli zira  çok kar yağıyor olabilir. Çok memnun kaldığımız yerden biriydi burası. Gitmenizi tavsiye ederim. Ha bir de şöyle bir ayrıntı var çalışırken. 4 mevsim bir arada yaşadık. Kar yağdı, dolu yağdı, yetmedi yağmur yağdı ve sonra nihayet güneş açtı. Şaşırmamak elde değil. Elimizde kalan bu anı ile mutluyuz efenim. Hayat kısa ve hızlı. Daha hızlı olmalıyız belki de. 
Gözler kapalı ama manzara açık ;)

Yorumlar

Yorum Gönder