Ava Giderken Avlandık Ama Durumu Kurtardık

Mucize Kurtuluştan Kalan Tek Anı

Bu fotoğraf dışarıdan bakıldığında çok bir şey ifade etmiyor aslında. Ama bizim için bir yol iki adam için çok ama çok şey ifade ediyor. Nasıl mı ? Sözü fazla uzatmadan anlatayım.

Murat'la aynı iş yerinde çalıştığımız dönemler o zamanlar. Düzağaç beldesinde bulunan istasyona arıza sebebi ile gelmiştik. Hava yağmurluydu. Hatta bir ara baya bastırdı duracak derecede yavaşlamıştık yolda. Bu sebepten ötürü arızalar gelirdi hep iş yerinde. Bölgede bulunan istasyon arızasını giderip dönüş yolumuza koyulalım dedik. Lakin o zamanlar hatta öyle demeyelim sürekli olarak balık hobimiz baş göstermekte. O dönemde ise akdeğirmen barajı yeni sayılırdı. Düzağaç kasabasının sınırları içinde bulunan baraja başka bir köyün adının verilmesi kasaba halkını öfkelendirmiş haliyle. Bizde destekledik bu görüşü. Hazır yağmur hafiflemişken (hava hala kapalı ama) hem de o bölgedeyken neden uğramayalımdı baraja. Gidelim mi ? Hadi gidelim. Geldik barajın set kısmının olduğu yere. Bilerek değil yol oraya çıkarmıştı bizi. Güzel bir yer. Bildiğimiz baraj işte. Olması gerektiği gibi. Bizi asıl ilgilendiren balık var mı balık ? Araç içerisinde barajı gözlerimizle tararken "Çıkıyor mu bir şeyler ?" diye sorabileceğimiz üç kaçak avcı girdi radarlarımıza (girmez olaydı). 

-Napalım gidelim mi yanlarına korkutalım şunları biraz  ? 
-Dsi den geliyoruz falan filan. 
-Av yasak değil mi ? Sezon kapalı siz hayırdır ? 
-Zaten araba 4x4. 
-E hadi o zaman.

Yağmur dinmişti ama hava kapalıydı. O anki heyecanla (geçici yetkinin verdiği özgüven) biraz önce yağan sağanak yağışı unutup girdik kuma. Heriflerin üzerine doğru gidiyoruz. Biraz tedirgin oldular tabi. Biz daha da şevke geldik. Kendimizden emin bir şekilde ilerliyoruz ıslak kilvari kumun üzerinde. Geldik yanlarına durduk. Bunlar balık tutuyor ama biz iğne ile tuttuklarını sanıyorduk. Ta ki kullanılması kesinlikle yasak olan tiriviri denilen küçük ağ ile 1-1,5 kiloya yakın bir sazana çekene kadar. Haydaa oldu mu şimdi. 

-Yasak değil mi bu ? 
-E işte ııı kem küm
-Cezası ağır bunun ?
-...

Adam hem cevap veremiyor hem de devam ediyor balık tutmaya. Pişkinlik iyice işlemiş. Balıklar nasıl cezbettiyse artık. Nasıl oldu bilmiyorum ama sorma sırası onlara geçti.

-Siz buraya böyle direk girdiniz de çıkabilecek misiniz ?
-Çıkarız çıkarız 4x4 bu araba.
-Hadi bakalım. 

Adam ileriyi görmüştü belki de o yüzden bizle rahat konuşuyordu. Battık. Çıkamadık ordan. Hafif ilerledik ama olmadı. İndik falan hadi bir el atalım şuna dedik. Onlar üç bizden bir kişi 4 kişi ile iteledik arabayı. Zorladık falan ilerleme kaydediyorduk. Ama adamlar arabayı iterken vardiyalı itiyorlardı. Sırayla biri koşup balığı çekiyor geliyor bir kaç dakika itiyor sonra diğeri gidiyordu balığı çekmeye. Ulan ne kadar çok balık tutuyorlar bunlar demekten kendimizi alamıyoruz. Tabi tutarlar balık çiftleşme mevsiminde. Av yasak ulan. Ama nafile. Bir de balıklar hep büyük. Herifler tuttu da tuttu. Araba ilerledi hatta ilerden dönmeye bile çalıştık. Ama gene kaldık. Tabi biz itmeye başladığımızda hava da açmıştı artık. Yaz yağmurundan sonra gelen güneş gibi. Ama biz kaldık orda abi güneş açsa ne fayda. 

Başladık düşünmeye. Adamlar kaldığı yerden devam biz umurlarında değiliz. Hatta işlerini bozduk. Gerçekten gereksiz yere salça olduk adamlara ama cezamızı fazlasıyla aldık. Birden aklımıza o büyük insan geldi. Belki bir faydası olur diye düşündük. Aradık abi böyle böyle dedik. Bekleyin ben hemen dönecem size dedi kapattı telefonu. Kasaba ilçeye yakın bir yerdeydi. Zaten kasabanın içerisindende Afyon-Uşak yolu geçiyor. Aradan dakikalar geçti. İsmet abi aradı. İlçe karakol komutanı arkadaşım kendisiyle görüştüm yardıma gelecek dedi. Nasıl sevindik var ya offf. Anlatamam. Kurtulmaya ramak kalmıştı. Her neyse kaçak balıkçılara haber verdik. Adamlar şimdi yardım etti o kadar. Ne kadar yasak iş yapsalar da vicdan yaptık. Gereksizdi belki de vicdan ama biz böyle insanlarız. Kimsenin üzülmesini istemeyiz. Toparlanın jandarma geliyor bizi kurtarmaya dedik. Adamlar bozuldu. Haklılar. Biraz daha tuttular falan sonra baktılar pabuç pahalı hemen toparlandılar. Birisi koştu oltaları saklamaya gitti. Fotoğraftaki çocuk o işi yapıyordu o sıra. Bunlar yasal olacak şekilde balık avlıyormuş edasına büründüler. Ama tutulan balıklar nasıl saklanacak ? Onu unuttular. Suyun içine sepetle attılar balıkları. Hop bir tanesi çıktı su yüzüne "beni öldürürsünüz, ruhumu asla" der gibi bakıyor. Haydaa. Çektiler sepeti. O ölü balığı aldılar. Kumlara doğru fırlattılar. Tamam sepet tekrar suya ve kalınan yerden devam. Biz kaldık da adamlar da bildiğin aksiyon yaşıyor biz den fazla. 

İlerden jandarma aracı göründü. Sevincimizi garantilemiş olduk bu vesileyle. O da nesi ? Arkasında 2 araç daha var. Hatta önde connect bir araba, arkasında clio makam aracı, onun arkasında 4x4 jandarma aracı. Kaçak balıkçılardan birisi soruyor. "Abi siz kimi aradınız ?" Adamlar şaşırdı. Karakol komutanı gelmişti. İsmet abim ya. Nelerde yapıyor. Mafetti bizi. Adam karakol komutanını bizi kurtarsın diye seferber etmiş. Çılgın. 

Bize doğru yaklaştıklarında, öndeki araç durdu ve içinden çıkan askerler yol emniyeti aldılar. Arkadakiler de öyle. Komutan indi arabadan. Şöyle bir etrafa göz gezdirdikten sonra bize doğru gelmeye başladı. Ayağımıza kadar gelmesin diye biz de ona doğru yürümeye başladık. Film sahnesi sanki. Ortada buluştuk. Durumu anlattık. Önce baktı bizim araca nasıl kaldı falan diye sonra yerler hala ıslak. Kendi aracı da kalır diye yan köydeki köy muhtarını aradı. Sonra artık dalgaya mı alayım dedi bilmiyorum kaçak balıkçılara sardı. 

-Siz hayırdır? 
-Çocuğu eğlendirmeye geldik komutanım. Kriz kırıyoruz....,
-İyi bakalım öyle olsun.

Kabak gibi biliyordu her şeyi ama işte eğleniyordu. Tam o esnada orda ölü balığı görmesin mi ? Kaçak balıkçılar şok biz de şok. Tamam. Al bunları al al al al al al! diyecek. Yok gene eğleniyor. Ama ciddi eğleniyor adam. Ciddiyetinden ödün vermiyor. Zor anlaşılıyor adamlara şaka yaptığı. Onlarda tabi sürekli salağa yatıyor. 

Çok kısa bir vedanın ardından ilçe jandarma komutanıyla beraber olay yerinden ayrılıyor. Kaçak balıkçılar derin bir nefes alıyor. Bize de artık ne kadar küfrettiler bilmiyorum. Paçayı zor yırttılar. Komutan gittikten sonra kaçak pişkin balıkçılar sakladıkları yerden oltaları çıkarıyorlar ve aynı şekilde balıkları tutmaya devam ediyorlar. Şaşırtıcı. Her neyse muhtar geldi ve arabayı bağladık. Hızlı bir vurdurmayla arabayı saplandığı yerden çıkardık. Yola kadar çekti bizi sağolsun. Yolda çözdük arabayı. Gittik yanına -borcumuz muhtarım? -Ne borcu kesinlikle olmaz. -Olmaz muhtarım valla olmaz gerçekten ne kadar? -Haydi iyi günler. 
Almadı para pul. Ee kocaman komutan çağırmış. Bizi dinlermi. Biz de büyük bir sevinçle çıktık yola.

Yaşadığımız bu uzun saatler boyunca en çok duacı olduğumuz adam ismet abi -seni çok seviyoruz. Adam gibi adam. Kendisiyle balık maceralarımızı buradan okuyabilirsiniz.

Bu fotoğraf bizim için çok şey ifade ediyor demiştim. Unutulmayan anılar bunlar. 
Sevgiyle..

Yorumlar