Bir Günlük Eğirdir Kamp Macerası


Macera diye başlık attım çünkü tam anlamıyla bir macera oldu bizim için. Türlü badireler atlattık, çeşitli stresler yaşadık, karamsar olduğumuz anlar oldu.

Aslında her şey Murat'ın Isparta bölgesindeki arızaya desteğe gitmesiyle başladı. Hatta gideceği kesinleşince bana söylediği "hazırlan kampa gidiyoruz" cümlesini nereden bilebilirim unutulmaz bir anı olacağını. O gün akşamına başladık hazırlığa sabah 7 gibi yola çıkmamız gerekiyor çünkü. Akşam bir çok şeyi hazırlayıp, hatta fotoğrafını çekip tarifsiz bir mutluluk yaşamıştık. Kampa gidecektik çünkü. Gerçekten kamp yapacaktık. Ana malzemeleri topladık bir köşeye hazır olsun diye. Diğer malzemeleri yükledik arabaya. Sabaha sadece çantalarımızı alıp çıkacaktık öyle plan yaptık. Sabah oldu ben ofiste çadırda kalmıştım çadırımı da toplayıp çıktık yola. Afyon merkezden ayrılıp Konya yolunun 10. km sinde yiyecek bir şey almadığımızı farkettik. Halbuki o kadar hazırlamıştık geceden. Ama işte akıllar havada. Murat'ın köy yolumuzun üzerindeydi Allah'tan da hemen uğradık tüp tava falan aldık. Sağolsun annesi haşlanmış mısır falanda koyuvermiş. O işi de halledip düştük yollara. Yalvaç tarafına gideceğimiz için Sultandağı üzerinden Isparta'ya geçmeyi daha uygun gördük. Giderken hep şöyle yaparız böyle yaparız muhabbeti döndü durdu aramızda. Güzel şeyler hayal ederiz zaten hep. Hayalperest olmak suçsa biz bayraktutanın arkasında yürüyor olabiliriz. Her neyse bölgeye bakan arkadaşla buluştuk, yakıt aldık ve beraber birkaç saha dolaştıktan sonra bize bir rota verdi ve ayrıldık Yalvaç'ta. Sonrasında güzel güzel giderken, artık telefondaki haritanın yanlış yönlendirmesi mi bizim yanlış hesap yapmamız mı bilmem kaza yaptık. Evet arabayı mıcıra kaptırdık ve yaklaşık 25 metre  döne döne kaya kaya gittikten sonra şarampole vurduk arabayı. Şarampole girdiğimizde arabanın sağ tarafı (benim olduğum taraf) kalktı tam ters dönecekken düştü olduğu yere. Yani arabada bulunan ağırlıklar vs engel oldu takla atmamıza. Tabi biz şok. Biraz zaman geçti ve hemen indik arabadan hasar varmı diye. Benim bulunduğum tarafta gözle görülür bir şey yoktu. Sol tarafta ise arka lastik inmiş dedi Murat. Oysa bir baktık ki lastik janttan çıkmış. Sanırım şarampole girdiğimizde oldu bu. Çünkü bir şeye vurmamızla araba aniden durdu ve sağ tarafı havalandı. Hemen yedek lastik ve kriko derken kaldırdık arabayı. Yedek lastiği taktık hoop indirdik isletme de havasızmış oldu mu şimdi efenim bu.


Neyse diğer arkadaşı aradık hemen geldi sağolsun. O da artık gördüğü videolardan etkilenip hazır ortam oluştu diye yakarak lastiği şişirmeye kalktı. Belki de daha önce yapmıştır bilemiyorum. Ama hüsranla sonuçlandı. Aksine bizi çok zorladı o sistem. Şimdi lastiğin jantla temas eden kısmına benzini sürüyoruz ve veriyoruz ateşi. Birden alev alırken lastik içerisindeki oksijeni çekince pat kapanıyor lastik. Verimli oluyor olmuyor bilmiyorum ama olduğunu söyleyen var. Bir kaç denemeden sonra başarısız olunca iki lastiğide alıp lastikçiye götürdü arkadaş. En başından yapması gerekiyordu bunu ama olsun bunlar hep bilgi. Şükür sonunda halledip kaldığımız yerden devam ettik. İşleri hallettik akşam olmuştu zaten. Saat on civarlarındaydı. O bölgeye hakim arkadaşa nerede kamp yapabiliriz diye sorduk. Malum gece olunca kendimiz bulamazdık. O da haritadan işaretleyip yol gösterdi. 

Gece yarısı yaklaşırken düştük yollara gene. Eğirdir'e gidiyoruz. Uzun bir süre ve yol boyunca Eğirdir gölü kenarında seyrettik ama gölü görebilene aşk olsun her yer zifiri karanlık efenim. Eğirdir'e vardığımızda işaretlenilen nokta girişte bulunan büyük bir park alanıymış. İçerisinde yaklaşık 10 metre sahil kısmı vardı kamp atabileceğimiz. Üstelik alanda içki şişelerin görünce tereddüt ettik ve başka yer aramaya kalktık. İnternetten baktık ve kamp alanı olduğunu gördük. Hemen bastık gittik oraya. Önce bir semin etüdü yaptık içerisini gezdik dolaştık tam şuraya kamp atalım dedik ve gittik aracın başına hemp park edip hemde eşyaları alacaz. Kocaman bir fiyat tabelası. Çadır ücreti 25 tl. Haydaaa oldu mu şimdi? "-Ulan para verip kalcak olduktan sonra niye çadırda kalayım" dedi bir yol iki adamın bir tanesi. Diğeri de onu haklı bularak görüşüne katıldı ve alandan uzaklaştık. Ama hani kalalım burada sabahta bilmiyorduk görmedik deriz falan dedik ama kendimiz bile inanmadık bu fikre ve hemen kovuşturduk aklımızdan. Geri döndük oradan ve tekrar aynı mekana geldik. Orada bekleyen bekçiye sorduk. Satad varmış ve onun bekçisiymiş bir iki saate gidecem bende burada çok içen olur gece gelirler dedi. Biz de onu ikna etmeye çalıştık nedense artık. Ama zaten kalmaya niyetimiz yoktu. Biraz daha dolaştık parkı ama yok olur gibi değil gerçekten. İçerisinde dolaşırken biraz da odun topladı Murat. Tek kârımız o oldu zaten. Aldık odunumuzu terkar şehir merkezine devam ettik. Aslında biraz önce kamp alanına giderken petrol ofisi vardı oraya sormuştuk nerede kamp yapabiliriz diye. Oda hemen petrolün arkasını gösterdi. Orada yapabilirsiniz burada kalanlar var dedi. Önce pek aklımıza yatmadı ama artık mecbur kalınca bi girip bakalım dedik. Bu arada kamp alanına da iki defa gitmiştik. Meşhur adayı gezerken oraya kamp alanı varmış nasıl gideriz dedik polise sorduk hatta o da orayı gösterdi sadece önünden geçtik içine bakmamıştık. Hemen çevirdik arabanın yönünü petrolün arkasına. Bir tane bile ışık yok ve saat gece yarısını çoktan geçti biz kamp yeri ararken. Görünürde kimseler yoktu ama yerlerde şişe kırıkları vardı. Tereddüt ettik ama artık yorulmuştuk her şeyi göze alarak kurduk çadırları ağaçların arasında güzel bir alana. Arabayı da siper ettik. Kimse bize çarpamazdı artık bilerek ya da bilmeyerek. Hemen su kaynattık birer kupa bardak çorbayı dalgalara karşı içtik. Değmişti gerçekten. Bunu çadırı kurup, çorbayı kaynatıp kayalıklara oturup içerken anladım. Ses yok sadece su sesi ve havanın serinliği. Çok durmadık çadırlarımıza çekildik. Aradan bir saat geçmedi sanırsam bir araba geldi durdu arkamızda bir yerde. Zaten yarı uyanığız ikimizde biliyorum biraz ilerleyip gaz falan verdi araba orada park etti. Murat çıktı dışarı oturdu kayalıklara. Ben çıkmadım içerideyim bekliyorum şimdi biri gelir hemen atlarım dışarı diye. Herhalde Murat'ı gördüler çünkü hemen sonra çekip gittiler. İşte bu yüzden tüm tereddütlerimiz. Özelikle şehir içinde kamp yaparken iki defa düşünmek gerekiyor. İnsanlar hem alışık değil bu tür olaylara hem de alkolün verdiği yetkiyi yanlış kullanmakta üstlerine yok. İnanın doğada bu kadar tereddüt ve endişe duymuyorsunuz. Çünkü insandan zarar geldiği kadar hayvandan zarar gelmiyor. Gerçekten böyle. Endişe dolu saatlerden sonra tekrar uyumaya koyulduk. Çevrede iki köpek vardı dolaştı durdu sabaha kadar ama bir tanesi bile gelip çadıra dokunmadı. Onu geçtim havlamadı bile. Baksana misafirperverliğe!


Sabah o kadar yorgunluğun üzerine erkenden uyandık ve dinçtik. Açık hava yaramıştı. Sütlerimizi yudumlayarak gözlerimizi açtık. Çay semaverini de yakarken fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik. Kahvaltı hazırlıkları son hızla sürerken anın tadını çıkarıyorduk. Mis gibi kahvaltımızı yaptıktan sonra çay keyfi yapmaya başladık. Saat 9 olmuştu ve biz sanki yapılacak her şeyi yapmıştık sanki. İşte erken kalkınca gün o kadar uzun geliyor ki. İnsan doğanın bir parçası. Doğa da zaman kavramı yok. Bu yüzden doğada daha çok yaşamalıyız.


Öğle yemeğinde menemen yapmasak olmaz. Hem daha odun ateşinde menemen yememiş gelmiş burada aştan bahsediyor demezler mi adama? Bonus olarak Patates içi yumurta da koyduk ateşin kenarına. Ateşin yavan oluşundan (hatta ateş demeyelim köz diyelim) pişmesi uzun sürdü. Afiyetle yedik biz bu doğa harikalarını.

Sonrasında doğanın dengesini korumak adına;
-Arkamızda ayak izimizden başka bir şey bırakmadık,
-Zamandan başka bir şey öldürmedik. (Aslında iki olta attık ama sağolsun balıkçı abiler gölle bizim aramıza ağ attıkları için nasip olmadı)
-Görüntüden, fotoğraftan başka bir şey almadık.



















Yeni bir kampta görüşmek üzere sevgiyle kalın..

Yorumlar

Yorum Gönder